TmK10J

TmK10J Sinifi DeLiLiK Forumu
 
AnasayfaAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
uLash
Sınıf Üyesi(deLi...)
Sınıf Üyesi(deLi...)
uLash

Erkek Mesaj Sayısı : 546
Yaş : 27
Nerden : Sahneden...
isin ne? : tiyatroo!!!
Kayıt tarihi : 23/11/07

Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir Empty
MesajKonu: Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir   Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir Icon_minitimePtsi Mart 10, 2008 2:23 pm

TİYATRO NASIL SEVDİRİLİR?


“Tiyatro nasıl sevdirilir?” sorusunu sormak bile toplumumuzda tiyatronun ne kadar ilgisiz kaldığını gösteriyor biz. Bizi bu soruyu sormaya iten neden, tiyatronun ilgisiz kalmasına ve tiyatroya gereken değerin verilmediğe inanmamızdandır. Millet olarak neden tiyatroyu sevmiyoruz, neden tiyatroyu anlamıyoruz, niçin tiyatroya ilgisiz kalıyoruz? İşte bu olumsuz durumlar beni bu soruyu sormaya ve bu soruya cevap aramaya itti.


Öncelikle ülkemizde tiyatronun ilgisiz kalmasının, tiyatroya gereken değerin verilmeyişinin altında yatan neden toplumun sosyoekonomik ve eğitim durumunun kötü bir durumda olmasıdır. Refah düzeyi yüksek olan toplumlarda felsefe ve güzel sanatların geliştiği bir gerçektir. Geçmişe baktığımızda ticaretle uğraşan İyonyalılar refah düzeyi yüksek olan, felsefeye, bilime ve sanata değer veren bir toplumdur. Aç olan veya yarı aç, yarı tok olan bir millet felsefe yapamaz. Öncelikle karnını doyurmaya çalışır. Çünkü insan aç iken karnını doyurmaya, yemek yemeye güdülenir. Bir insan neye güdülenmişse onu gerçekleştirmeye çalışır. Bir insanın yaşayabilmesi için öncelikli ihtiyaçlar, fiziksel ihtiyaçlardır. İkinci basamak güvenlik ve korunma ihtiyacı, üçüncü basamak sevgi ve ait olma ihtiyacı, dördüncü basamak saygı ihtiyacı, son basamak da kendini gerçekleştiren birey olma ihtiyacıdır. İlk dört basamaktaki ihtiyaçları giderilen kişi son basamakta kendisini gerçekleştirir. Yani özgür düşünceye ve sanata yönelir.


Toplumumuza baktığımızda tarihte büyük savaşlardan geçmiş ve hala kendini korumaya çalışan bir millet görünümündedir. Ülkemiz özel konumu itibariyle son derece stratejik bir noktada olmasına rağmen, hala gelişmiş ülkeler arasına girememiştir. Üç tarafı denizlerle çevrili, birçok yeraltı zenginliklerine, tarihi ve turistik mekanlara, iki kıtanın geçiş noktasında bulunan önemli boğazlara sahip olmasına rağmen hala ekonomik anlamda can çekişmekte ve IMF’ye olan borçlarının faizlerini bile ödemekte güçlük çekmektedir.

İşte böyle olumsuz durumlar devam ettikçe, tiyatroya olan ilgisizlikten hep yakınacağız. Ekonomik sorunlar giderilmedikçe, sanata duyulan ilgi maalesef yerinde sayacaktır. Bu sorunun sosyoekonomik yönüydü.

Şimdi gelelim eğitsel yönüne. Ülkemizin eğitimine baktığımızda gerçekten hem komik hem de trajik durumlarla karşılaşıyoruz. Gelişmekte olan ülkemiz, eğitime %3’lük gibi komik bir bütçe ayırıp, gelişmiş toplumlara ulaşmaya çalışıyor. Bunu nasıl başaracak hala anlayamıyorum. Bir ülkenin gelişmesi için eğitime önem vermesi gerekir. Bir ülkenin kalkınması öncelikle eğitimden geçer. Bu düşünceyi her zaman savunmuşumdur.

Tarihten Japonya ve Güney Kore örneği verebiliriz. İkinci Dünya Savaşı’nda, savaştan yeni çıkmış, ekonomileri son derece kötü durumdaydı. Savaştan çıkar çıkmaz ilk işleri Avrupa’ya öğrenci göndermek oldu. Başarılı olan öğrenciler, ülkelerine geri dönüp, muazzam bir üretim gerçekleştirdiler ki, bugün Japonya teknolojik bakımdan büyük bir dev olmuştur. Her gün insanları açlıktan ölen Afrika’nın yoksun bir ülkesi olan Etiyopya bile oran olarak, bizim ülkemizden daha fazla, eğitime bütçe ayırmaktadır. Böyle yoksul bir ülke bile işin bilincine varmışken, bizim ülkemiz hala bunu anlamamakta direnmektedir.


Bizim ülkemizde eğitim bakımından çelişkili durumlar gözlenmektedir. Sayıları 60- 70’lere varan dersliklerden tutun da işsiz kalan öğretmenlere kadar… Birincisi bu yükün hafifleyebilmesi için var olan dersliklerin iki katı kadar derslik açılması gerekir. Bu da iki katı kadar yeni okul yapmak demektir. Açıkta kalan bütün öğretmenler, işe yerleştirilse dahi, yine öğretmen ihtiyacı sıkıntısı çekilecektir. Ama ülkemiz 200 bin öğretmenini işsiz bırakıyor, “Evet, evet 200 bin öğretmen!” Bu tespit edilmiş gerçek rakam ve dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir rakama ulaşamazsınız. Bu çelişki ancak bizim ülkemizde olur.


Tarih boyunca ülkemizde okuma yazma bilmeyen insanlar vardır ki, bu sorun hala aşılamamıştır. Şu anda mevcut insanımızın eğitim düzeyine baktığımızda, büyük çoğunluğunu ilkokul mezunu oluşturur. Diğer kısmı lise ve çok azı da üniversite mezunu oluşturur. Maalesef üniversite mezunu insanımız ülke nüfusuna göre çok az sayıdadır. İşte böyle bir eğitim düzeyine sahip insanımız sanata, özellikle, tiyatroya değer vermemektedir. Bu yüzden Osmanlı’dan kalama Ortaoyunu, Hacivat ve Karagöz oyunları dışına çıkılamamıştır. Bırakın Sahakespeare’leri, Moliere’leri, toplumumuzda, Muhsin Ertuğrul, Haldun Taner gibi isimleri bile bilen çok az kişi vardır.


Türk sinemasını çok iyi tanıyoruz. Kartal Tibet’i, Cüneyt Arkın’ı, Tüken Şoray’ı… Kara Murat, Malkoçoğlu, Tarkan gibi filmler ne zaman çıksa milletin büyük çoğunluğu tekrar tekrar izler. Ama dünyadan haberimiz yok, ulusallıktan çıkamıyoruz. Aynı sorun müzikte de var. Mozart’ı, Vİvaldi^yi dinlemiyoruz, bunları anlamıyoruz. Maalesef durum böyle…


Bütün bunlar ülkemizde sanatın ilgisiz kalmasının nedenleriydi. Şimdi gelelim asıl sorumuza: “Tiyatro nasıl sevdirilir?” Aslında bu çok zor bir soru değildir. İşe öncelikle okullarımızda başlamak gerekir. Son yıllarda ilköğretim müfredatına seçmeli de olsa, sanat etkinlikleri diye bir ders konuldu; ama kaç öğretmen bu dersi seçiyor acaba? Geçenlerde Güneydoğu’da öğretmenlik yapan arkadaşımla görüştüm ve bu dersten bahsettim. Ama kendisi bu dersi seçmemiş, başka bir dersi seçmeli ders olarak almış. Nedenini sordum, kendisi bu dersle pek ilgili değilmiş, bu derste neler verilmesi gerektiğini pek kavrayamamış. Şu anda mevcut sınıf öğretmenlerinin çoğu zamanında üniversitede bu dersin eğitimini almamış. Ancak yeni mezun olmuş öğretmenler bu dersi seçebiliyor. Bu dersi seçen öğretmenler, öğrencilere bu dersi verirken, ne kadar verimli oluyor bu tartışılır. Buna göre bu dersi sınıf öğretmenlerinin vermemesi gerekiyor. Bu dersin eğitimini ciddi bir şekilde, konservatuvarda, güzel sanatlar fakültesinde eğitim almış veya bu işte yetkinlik kazanmış kişiler vermelidir. Yani tiyatro, drama eğitimini almış ustaların bu dersi okullarda vermesi gerekir. Hatta eğitim fakültelerinde Tiyatro ve Drama Öğretmenliği Bölümü’nün açılması gerekir. Dersi ancak bu şekilde öğrencilere verimli bir şekilde aktarabiliriz. Bunu başardığımızda tiyatroya değer veren yeni bir nesil yetiştirebiliriz. Ancak o zaman tiyatronun ilgisizliğinden yakınmayı bırakabiliriz.

Türkiye’deki bütün ilköğretim okullarında, bu dersi seçmeli değil de, zorunlu ders haline getirerek, doğru uygulamalarla, tiyatroyu yeni nesle sevdirirsek, tiyatroya verilen değer artacaktır. Üstelik bu ders çocuklar için zevkli bir ders olacaktır. Çocuklar diğer derslerde sıkıldıkları gibi bu derste sıkılmayacaktır. Aralarındaki iletişim artacak, empati yeteneği gelişecek, birbirleriyle kaynaşacak, birbirlerini daha iyi tanıyacak ve akranlarıyla ilişkileri artacaktır.


Böyle yetişen bir nesil tiyatroyu topluma daha iyi tanıtıp, tiyatronun gelişmesine katkıda bulunacaktır. Böylece tiyatroya ilgi duyan, tiyatroyu anlayan ve tiyatroyu seven, duyarlı bir millet oluşacaktır.


Saygılarımla…




İdris BAYŞU

_________________
Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir N66753538323941088199vw6
Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir Cooltext85278485bw0
Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir Ulashhr6
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.tmk10j.tr.cx
 
Makale 2 - Tiyatro Nasıl Sevdirilir
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TmK10J :: 10J'den :: TiyatRo-
Buraya geçin: